

Suede - Metal Mickey
Kabus gibi bir gündü dün. Hastaneler, kan, bayılmalar..
İnsan kendi kanına pek bir acıyarak pek bir sevgiyle bakıyor.
Öncelikle Morrissey'in yine mezarımı kazdığını söyleyerek başlayayım.
Kendisi için yaklaşık 5 aydır et yemeyi kesmiştim.
Lakin bünyem geçen gün isyan etti, kandaki demir oranı mı ne düşmüş.
Ne olduğunu anlamadan kendimi hastanede buldum. Apar topar kan tahliline götürüldüm.
İnkar etmiyorum, iğneden ölesiye korkuyorum ve canım çok tatlıdır. İlkokulda da aşı olurken istekle sıranın önünde yerini alanlardan olmadım. Hatta aşı olduktan sonra tansiyonum düşer, oturacak yer bulamazsam bayılırım. Ne yapalım, ben de böyleyim.
Dün kan vermeye giderken kendi kendimi cesaretlendirmeyi denedim. Fakat kan alacak amcanın doktordan çok kasaba benzer bir görüntüsü vardı.
İğne damarıma batırıldığında kalbimin 'tak tak'ları hastanede yankılanıyordu. Tam sonunda herşey geçti derken annemin çığlığı şimşek gibi çaktı. Kolumdan aşağı oluk oluk kan akıyordu.
Gerisini hatırlamıyorum.
Hehe evet, tahmin edilebileceği gibi bayılmışım.
Uyandığımda ilaç kokusuyla dolmuş bir hastane odasındaydım. Yanımda beyaz önlüklü bir kadın et yememenin ne kadar zararlı olduğu hakkında vaaz veriyordu. Onu gözlerim kapalı dinledim. Biraz sonra da uyuya kalmışım.
Şu anda evdeyim, sanırım artık et yemeye başlamalıyım.
Özür dilerim mozz :(

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder